Sokaklari canli, ici disi bir kentleri seviyorum ben; her kosesinde ayri bir hikayenin gectigi, samimi kentleri. Evlerin duvarlari arkasindaki pek cok sey sikicidir, ornegin Ankara’yi herkesin bogucu bulma nedeni de budur bence; iyi de, kotu de icerde yasanir; tanimadik insanlarla paylasilmaz. Sikintiliysa, yalnizlik duygusu iyice sarar insani. Herkesin benzer olmasi, bazi durumlarda cekilmez bir duygudur.
Varsin kalabaligiyla kirli olsun, bence sokaklari renkli olan bir sehirde yasamak, steril bir sehirde sikintidan olmekten iyidir. Sokakta yasanabiliyorsa pek cok sey keyiflidir, gorundugu gibidir. Ayni yasam amacina sahip olmayan insanlari bulusturur sokak, pazarciyla sosyetik, sarhosla tutucu burada bulusur. Karsilasir, birlikte belli bir zamani yasar, olagan hayatlarina geri donerler.
Guney Amerika’da cosku duymamin nedenlerinden biri de bu galiba. O kadar bildik, renkli ve icten ki. Medeniyet maskesiyle donuklasmamis, yoksullugun ve zenginligin ic ice yasandigi; dansi da, kavgasi da gozler onunde yasanan topraklar... Yabanci bile olsan, icine girebildigin, kendinden bir parcacik bile olsa paylasabilecegin topraklar buralar. Yasadiklariyla, tepkileriyle, bana Akdeniz’den daha tanidik gelen insanlar, irklarin cesitliligiyle renklenen sokaklar…
Bu ulkelerde, Dogu’nun kaderciligi de, gelenegin agirligi da seziliyor; ama Dogu gibi kadere teslim olmamis, tutkudan vazgecmemis, maddi keyifleri birakmamis insanlar bunlar. ‘Buyulu gerceklik’ tanimi bence cok yakisiyor, ayrica gizemi de unutmamak gerek.
Yuzyillar once yapilmis, sirri hala cozulememis simgelerle dolu yapilar, yer sekilleri; istilacilarin tum yikimina karsin silemedigi medeniyetlerin izlerini bugune getirmis. Tum dunyayi saran ‘aynilasmaya’ karsi cikar gibi; cogu bolgede yoresel kiyafetlerle geziyor insanlar, buyunun etkisi gunluk hayatta da seziliyor, dillerin ve yasam bicimlerinin cesitliligi halklarin bir arada yasamasinin ne kadar guzel oldugunu hatirlatiyor.
27 Eylül 2007 Perşembe
23 Ağustos 2007 Perşembe
THERAPIA
Tut ki..
Karcallardasin. Yukardasin. Asagida bulut denizi, hava sana armagan gibi gunesli; zihnin bedeninle butun; su an, burada, ozgursun. Doga cilvesiyle seni sasirtiyor, her metresinde farkli yesiliyle dag, omrunde ilk kez gordugun bulut denizi, mutluluktan saskinlasmissin. Uc gundur surekli yagan yagmurun temizledigi dogaya karsi garip bir saygi ve minnet duygusuyla doluyor icin. Tam sen soyleyecekken arkadaslarindan biri sessizlik istiyor. Topraga uzanmis, gunes yanaklarinda, gozlerini diktigin dalgali yumusacik beyazda kayboluyorsun.
Su biricik ani donerken yaninda goturmek istiyorsun ama biliyorsun ki evinde, sehirde baska birisin. Sehirde ikibin metre tirmanmazsin, cogu kez yurumezsin bile. Senin sehrinde de dolunay dogar, sis basar. Ama boyle anlarda ozgurluk degil, kisa sureli cosku duyarsin ancak. Bu kadarlik bir lutufla yetinmek, bir sonraki an ne olacagini bilmek durumundasindir. Ne de olsa oradaki zamanla buradaki zamanin sozluk anlaminin birbiriyle ilgisi yoktur.
Sehre ilk dondugunde baska birisindir. Her adimda bosaltip gelmissindir beynindeki tortulari topraga, salak gibi hissedersin kendini. Hicbir sey hatirlayamazsin, neleri unuttuguna sasarsin. Epi topu bir hafta gecmistir ama Macahelde zaman takvimdekinden cok farkli akar, kendisi gibi sukunete donusturur seni. Biliyorsun, yasadigin sehre hic uymayan iyimserlik, en fazla iki hafta kalacak sende. Yavas yavas suratindaki salakca siritis yerini gergin hatlara birakacak, unuttuklarin tekrar gerceklerin olacak.
Oradakilerin ayrilirken neden "Gule gule, rengin solmasin e mi" dediklerini biliyorsun artik.
Karcallardasin. Yukardasin. Asagida bulut denizi, hava sana armagan gibi gunesli; zihnin bedeninle butun; su an, burada, ozgursun. Doga cilvesiyle seni sasirtiyor, her metresinde farkli yesiliyle dag, omrunde ilk kez gordugun bulut denizi, mutluluktan saskinlasmissin. Uc gundur surekli yagan yagmurun temizledigi dogaya karsi garip bir saygi ve minnet duygusuyla doluyor icin. Tam sen soyleyecekken arkadaslarindan biri sessizlik istiyor. Topraga uzanmis, gunes yanaklarinda, gozlerini diktigin dalgali yumusacik beyazda kayboluyorsun.
Su biricik ani donerken yaninda goturmek istiyorsun ama biliyorsun ki evinde, sehirde baska birisin. Sehirde ikibin metre tirmanmazsin, cogu kez yurumezsin bile. Senin sehrinde de dolunay dogar, sis basar. Ama boyle anlarda ozgurluk degil, kisa sureli cosku duyarsin ancak. Bu kadarlik bir lutufla yetinmek, bir sonraki an ne olacagini bilmek durumundasindir. Ne de olsa oradaki zamanla buradaki zamanin sozluk anlaminin birbiriyle ilgisi yoktur.
Sehre ilk dondugunde baska birisindir. Her adimda bosaltip gelmissindir beynindeki tortulari topraga, salak gibi hissedersin kendini. Hicbir sey hatirlayamazsin, neleri unuttuguna sasarsin. Epi topu bir hafta gecmistir ama Macahelde zaman takvimdekinden cok farkli akar, kendisi gibi sukunete donusturur seni. Biliyorsun, yasadigin sehre hic uymayan iyimserlik, en fazla iki hafta kalacak sende. Yavas yavas suratindaki salakca siritis yerini gergin hatlara birakacak, unuttuklarin tekrar gerceklerin olacak.
Oradakilerin ayrilirken neden "Gule gule, rengin solmasin e mi" dediklerini biliyorsun artik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)